Apply BAU Apply BAU Apply BAU

BAU-IRSC 2026 Konferansı'nda "Siber Caydırıcılık ve Bölgesel Güvenlik İklimindeki Rolü" Bildirisi Sunuldu

BAU-IRSC 2026 Konferansı'nda "Siber Caydırıcılık ve Bölgesel Güvenlik İklimindeki Rolü" Bildirisi Sunuldu

BAU İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi tarafından 7-8 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen "BAU-IRSC’2026 Disiplinler Arası Bölgesel Çalışmalar Konferansı"nda "Siber Caydırıcılık ve Bölgesel Güvenlik İklimindeki Rolü" isimli bildiri sunulmuştur.

 

SİBER CAYDIRICILIK VE BÖLGESEL GÜVENLİK İKLİMİNDEKİ ROLÜ

Güvenlik çalışmalarına 20’nci yüzyılın son on yıllık döneminde; kara, deniz, hava ve uzay boyutlarına ilave olarak yeni bir boyut eklenmiştir. “Siber Uzay”. Bu boyut; “internet, iletişim ağları, bilgisayar sistemleri, gömülü işlemciler ve denetleyiciler de dâhil olmak üzere bilgi teknolojisi altyapılarının birbirlerine bağlı olduğu ağdan oluşan küresel bir ortam” olarak tanımlanmaktadır.

O güne kadar etkili olan tüm boyutlar kendi alanlarında faaliyet gösterirken, siber uzay boyutu tüm alanları kapsayacak bir hal almıştır. Bundaki temel etken de bilişim teknolojilerinde meydana gelen gelişmeler ve tehdit/savunma sistemlerinde yaşanan dönüşüm sürecidir. Bu süreç günümüzdeki en değerli varlık olarak değerlendirilen “bilgi”yi ön plana çıkarırken, “bilgi” de en büyük güç çarpanı haline de gelmiştir.

Bilginin etkinliğinin artmasında da akıllı sensörlerden oluşan ağ yapıları, hızlı ve kesintisiz iletişimi sağlayacak haberleşme teknolojileri ve çevik karar verilmesinde etkin bir rol üstlenen karar destek sistemleri önemli bir rol üstlenmektedir. Bu süreçte etkili ve kullanışlı (user friendly) ara yüzlere, makine öğrenmesi yazılımlarına, büyük veri analizi tekniklerine, örgüsel ağ yapılarına ve bulut bilişim teknolojilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu disiplinlerarası teknolojiler sayesinde anlık veri değişimleri etkili bir şekilde takip edilebilmekte ve çevik karar verme süreçleri gerçekleşmektedir.

İşte böylesi bir ortamda bu kabiliyete sahip toplumların günlük hayatları da doğrudan etkilenmektedir. Bu sürecin kontrol edilebilir şekilde yapılandırılabilmesi, bu toplumların günlük olaylar karşısındaki tepkilerinin de düzenli olmasını sağlamaktadır. Bu düzeni bozacak değişiklikler ise toplumsal katmanlara göre çeşitli derecelerde kaygı seviyelerine sebep olmaktadır. Kaygı düzeyindeki bu değişim, risk seviyesinin de değişmesine sebep olmaktadır. Bilişim dünyasında gerçekleştirilen hemen tüm faaliyetlerin siber uzay destekli olmasından dolayı -gerçekleşme olasılığı az da olsa- olayın etki değeri fazla olabilmektedir. Dolayısıyla risk seviyesiyle birlikte belirsizlikler de artmaktadır. Belirsizlik ise özelde bireyin, genelde toplumun elinde yeterli veri olmaması nedeniyle tam olarak algılanamayan ortamı temsil etmektedir.

Oluşan bu yeni ortam da ister istemez “karmaşık, doğrusal olmayan dinamik sistemlerin düzensiz ve öngörülemez davranışı” olarak ifade edilebilecek “kaos” kavramını ortaya çıkarmaktadır. Kaos ortamı ise toplumların yapılandırılmış yaşantılarının bozulmasına ve kaygı düzeylerinin artmasına sebep olmaktadır.

İşte günümüz dünyasında günlük yaşantımızdaki risk seviyesini dolayısıyla toplumsal kaygı düzeyini artıracak unsurlardan biri de siber uzay ortamında gerçekleştirilecek her çeşit olumsuz faaliyetlerdir.

Siber güvenlik “siber çevre, organizasyonlar ve kullanıcının varlıklarını korumak için kullanılabilir araçlar, politikalar, güvenlik konseptleri, güvenlik önlemleri, kurallar, risk yönetimi, eylemler, eğitimler, uygulamalar ile teknolojiler bütünü” şeklinde tanımlanmaktadır.

Siber Güvenlik kavramı sadece güncel hayattaki sıradan insanlarla ya da endüstri ağlarıyla sınırlı kalmamakta kritik altyapılara olan etkisi ve ülke savunma sistemlerindeki elektromanyetik temelli bilişim teknolojisi dönüşümü sebebiyle milli güvenlik anlamında da büyük önem kazanmaktadır.

Bu çalışmayla “siber caydırıcılık” kavramının siber savunma, siber istihbarat, siber taarruz gibi alt kavramlarla birlikte etkili olabilmesi için yapılması gerekenler üzerinde durulacaktır. Siber Caydırıcılık kavramının; kinetik ve nükleer güç unsurlarına ilave olarak yeni bir alan oluşturup oluşturmadığı ya da oluşturup oluşturamayacağı konuları tartışılacaktır. Siber Caydırıcılık kapsamında sadece siber güvenlik boyutu değil, otonom sistemler, sürü İHA sistemleri, elektronik harp gibi “algoritmik harekât” kavramı bünyesinde yer alan konseptler de incelenmiştir.